Cezayir Menekşesi olarak bilinen Souad Massi bu akşam İş Sanat'ta bir konser vermek üzere İstanbul'a geldi. Cezayir'de yaptığı muhalif şarkılar nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan bir sürgün şarkıcı o. Halk, chaâbi, rock gibi farklı türleri bir araya getirdiği ilk albümü Raoui ile uzun süre Fransa müzik listelerinin ilk sıralarında yer alan Massi sosyal içerikli şarkıları ve aktivist kimliğiyle geniş kitleler tarafından seviliyor.
Doğdunuz ülkeyi, Cezayir'i bırakıp Fransa'ya yerleştiniz. Neden ayrıldınız Cezayir'den?
Cezayir'i mesleki sebeplerden dolayı terk ettim. Bazen düşünürüm, Cezayir'de kalsaydım her şey iyi olur muydu bilmiyorum! Kendime bu tür sorular sormuyorum. Klasik gitar dersleri aldım, flamenko, rock, dünya müziği konusunda bilgi edindim. Kendimi bu kadar geliştirdikten sonra mesleğimi yapabilmek için terk etmeliydim ülkemi. Ben de öyle yaptım. Şimdi Fransa'da aradığım başarıyı yakaladığım için kendimi şanslı ve mutlu hissediyorum.
Şarkıcılığın yanı sıra aktivist kimliğinizle de biliniyorsunuz. Mesk Elil albümünde özlemini duyduğunuz Cezayir'i, oradaki yaşamı özetliyorsunuz sanki. Ve o albümde bir şey daha vardı; özgürlük çığlıkları. Özgürlüğe olan düşkünlüğünüz bir sonucu olarak mı aktivist oldunuz?
Bu, tamamen ülkemi sevmemden kaynaklanıyor. Orada büyüdüm ve orada çocukluğuma dair birçok hatıram var. Cezayir'in çok bereketli bir ülke olduğunu düşünüyorum. Doğruları savunmayı ve günlük hayattan esinlenmeyi seviyorum. Ailemle birlikte yaşarken, özgürlük ve farklı olmayla ilgili düşüncelerim gelişti. Ergenlik çağına geldiğimde ise, artık diğerleri gibi olmak istemiyordum. Bu farkındalık az önceki sorunuzun cevabı olabilir. Benim için ifade özgürlüğü, hiçbir engel ile karşılaşmadan herkesin fikirlerini ifade edebilmesidir. Tabii ki başkalarının özgürlüğüne saygı göstermek şartıyla.
1990'lı yıllar Cezayirli kadınlar için çok zordu. Siz kadın şarkıcı olarak neler yaşadınız o ülkede?
İç savaş dönemi kadın ve erkek tüm Cezayirliler için zordu ve biz sanatçılar da çok acı çektik, çünkü çalışmakta ve müzik yapmakta çok zorlanıyorduk. Cezayir'deyken bir arkadaşımın kız kardeşiyle tanışmıştım. Kadın, kocasından şiddet görüyordu. Bana kafasındaki dikişleri göstermişti. Kocası ona sinirlendiğinde kafasını tutarak duvarlara vuruyormuş. Polise giderek şikâyette bulunduğunda ise, cevap olarak kötü bir şey yapmış olması gerektiği söyleniyormuş. Bu hikâye beni gerçekten çok etkiledi ve bununla ilgili bir şarkı yaptım.
Farklı dillerde şarkı söylüyorsunuz. Fransızca, Arapça, Berberi. Siz hangisinde kendinizi daha iyi hissediyorsunuz?
Arapça. Çünkü Arapça benim ana dilim.
Bu İstanbul'a ilk gelişiniz. Daha önce bu şehre dair neler biliyordunuz?
Evet bu bir ilk olacak. İstanbul'u kendi gözlerimle görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Güzel bir şehir olduğunu biliyorum. Türk dostlarımızla güzel vakit geçireceğimizi umuyorum.
YAYIN TARİHİ: 20.01.2012
Bu haber 367 defa okundu.
<< Önceki || Sonraki >>